PRENSES OLACAĞIZ DİYE ÇIKILAN YOLDA MAHMUT ABİ OLDUK


Bir zamanlar kadınlar, beyaz atlı prenslerinin bir gün gelip kendilerini bulacağına ve birlikte mutlu bir yuva kuracaklarına inanırlardı. Kiminin hayali gerçekleşti; mutlu bir hayat sürdü. Kimi ise zamanla anladı ki, aslında beyaz at, prensin kendisinden daha “prens”miş.
Onlar, hikâyelerini iyisiyle kötüsüyle yaşarken; geride kalan kadınlar, bu yaşanmışlıklardan çeşitli dersler çıkardı. Zamanla kadınlar ne ayakkabısının tekini bırakır ne de beyaz atlı prensi bekler oldu. Çünkü artık prensesler, prens bile olsa bir adamın umuduna bel bağlamanın, kadınları ne kadar güvensiz ve yorgun hissettirdiğini tecrübeyle öğrendi.


Kadınlar, kendi ayakları üzerinde durmaya karar verdi. Ancak bu kararı alırken bazıları yanlış bir algıya kapıldı. Yüzyıllar önce filozof kadınların, erkek filozoflarla siyasal ve düşünsel anlamda eşit olabileceklerini savunarak ortaya koyduğu feminizm olgusu, günümüzde ne yazık ki “erkek düşmanlığı” şeklinde yorumlanmaya başlandı. Eşitliği ispatlamak adına bazı kadınlar, farkında olmadan Mahmut Abi gibi davranmaya başladı.
Geçmişin prensesleri, zamanla güzelim camdan pabuçlarını çıkarıp çöpe attı ve yerine siyah kunduraları geçirdi. Sonrasında ise olanlar oldu…
Ferhat, Şirin için kazma kürekle dağları delmeye giderken, yolunu Şirin kesti ve:


— Aşkım, sen yorulma. Ben senin yerine hallederim, dedi.
Ferhat, bu teklifi geri çevirmedi. Kazma küreği Şirin’e verdi. Şirin, dağı deldi ve suyu Ferhat’ına ulaştırdı. Ama bu Ferhat’a yetmedi.
— İyi, güzel… Suyu getirdin ama sana zahmet, su yollarını da açıver; tarlalara da su gitsin, dedi.
Şirin’in o şirinliği zamanla su yolları hizmetine dönüştü. Su yollarını açarken, olayların başına döndü aklı. O an yaptığı yardım teklifine pişman oldu. Pamuk gibi elleri nasır tuttu, beli iki büklüm oldu. Kazma küreği yere bıraktığı gibi soluğu Ferhat’ın yanında aldı:
— Ferhat, senin için dağı deldim. Hayat müşterek dedim ama sen su yollarını da açmamı istedin. Bana yardım bile etmedin. Neden bana yardım etmedin? dedi.
Ferhat ise şöyle yanıt verdi:
— Zorla mı yaptırdım? Yapmasaydın.
Bu sözlerin ardından aralarında büyük bir kavga çıktı. Ferhat ile Şirin’in aşkı oracıkta bitti. Ne delinen dağın ne getirilen suyun anlamı kaldı. Her şey yerle bir oldu. Geriye sadece kırık iki kalp kaldı.
Görüyoruz ki roller değiştiğinde, yapılan fedakârlıklar yük olmaya başlar. Kadın yorgun hisseder, adam ise mahcup. Bu yüzden herkes, yapması gerektiği kadarını yapmalı ve ilişkiler bu şekilde dengede tutulmalıdır. Bu durum yalnızca özel ilişkiler için değil, genel anlamda tüm insan ilişkileri için geçerlidir.
Eğer bu denge sağlanmadan ilişkiler devam ederse; kadınlar Mahmut Abi, erkekler ise Pelinsu olmaktan kurtulamaz.


Evet, düşünüldüğünde cinsiyet gözetmeden eşit olmak güzeldir. Fakat kadın ile erkek hiçbir zaman aynı değildir. Çünkü kadınlar doğuştan zarif, naif ve başka bir incelikle yaratılmıştır. Evet, kadınlar her zaman güçlü olmuştur. Ancak bazı konularda taşıyamayacağınız yükleri sahiplenmekten vazgeçmeli ve yardım istemelisiniz.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. szdenz adlı kullanıcının avatarı szdenz dedi ki:

    Gerçekten okurken günümüz ilişkilerini görür gibi oldum. Feminist demek ne demek onu unuttuk . Kadının mutlu olduğu ve yapabildiği her şeydir. Ben kariyer yapmak istiyorum ve yaptım feminist bi insanım. Ben evli ve çocuklu bi yuva istedim ve yaptım hala feministim çünkü ikisinde de istediğimi yaptım sonuç = mutluyum
    Keşke önce bunu anlayabilsek

    Beğen

    1. Mervecee adlı kullanıcının avatarı Mervecee dedi ki:

      Hep mutlu olmanızı diliyorum. Yorumunuz benim için gerçekten çok değerli. Kadınlar kadın olarak her zaman güçlü bunu cümlelerinizden hissediyorum 🙏🙏

      Beğen

Mervecee için bir cevap yazın Cevabı iptal et