FLAŞ HABER! RAPUNZEL SAÇLARINI KÜT KESTİRDİ…

              Uzun saçlarıyla masallara konu olan Mosel Prensesi Rapunzel tek makas darbesiyle saçlarını kesti. Halkın tepkisiyle karşılaşan prenses basın açıklaması düzenleyerek neden böyle bir şey yaptığını açıkladı. Prensesin açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.

ESKİŞEHİR 2022 -MASAL ŞATOSU

Prenses ‘’ Sevgili halkım! bildiğiniz gibi masallara konu olan saçlarımı kestirdim. Beni hep uzun saçlı gördüğünüz için şaşırdınız, tepki verdiniz. Kendinizce haklı olabilirsiniz. Ancak bunu neden yaptığımı bir de benden dinlemenizi istiyorum.

 Hikayemi ayrıntılı anlatmama gerek yok, hepiniz benim cadı diye nitelendirilen bir kadın tarafından büyütüldüğümü biliyorsunuz. Masallarda kule olarak bilinen bir evde, psikolojik baskı görerek büyüdüm. Feryadımı bir prens duydu ve beni kurtarmak için saçlarımdan tutunup pencereye yanıma tırmandı. Masallarda bu durum ne kadar romantik gözüküyor, öyle değil mi?

ESKİŞEHİR 2022-MASAL ŞATOSU

 Salonda bulunan gazeteci topluluğundan homurtular onay sesleri yükselir. Prenses konuşmasına devam eder ‘’ Arkadaşlar sözümü kesmeyin ve dinlemeye devam edin. Daha yolun başındayken bile benden güç almış bir adamı anlatıyorum sizlere. Prens gözüküp benim gücümü kullandığını kimse fark etmedi. Bu yüzden herkese kırgınım. Bugüne kadar nasıl bir hayatta büyüdüğümü bilmesine rağmen kalbimin kırıklarıyla değil, gözüne hoş gözüken saçlarımın kırıklarıyla ilgilendi. Şu an eminim ki o da bu yayını izliyor ve ona da seslenmek istiyorum. Hayatım seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun ancak artık sadece sen seviyorsun diye saçlarımın uzun olmasını istemiyorum ya da senin işlerin yüzünden ertelediğimiz planlarımızın bir gün gerçekleşeceğinin hayalini kurarak yaşamakta istemiyorum. Beni anlayışla karşılayacağını biliyorum cümlesini kurmayı çok isterdim. Ancak anlayışlı biri olmadığını da biliyorum. Bunun için seni asla suçlamıyorum. Çünkü seni sevmeyi tercih eden benim. Sen ne kadar görmek istemesen de senin eksiklerini tamamlamayı, sana yakışan bir eş ve ülkemize yakışır bir prenses olmak için çabalamayı kendim tercih ettim. İlk zamanlar bunları karşılıksız yaptığımı, sevmenin karşılık beklemeden olması gerektiğini düşünüyordum fakat yanlış düşündüğümü fark ettim. Neden karşılık beklemeyeceğim ki? Neden ben sofraya dolu tabak koyarken aynı sofra da önümde boş tabakla oturuyorum. Bunun açıklamasını yapabilecek var mı aranızda? Tabi ki yok! işte bu yüzden saçlarımdan ve yüklerimden kurtulmaya karar verdim. Yine buradan açıklamak istiyorum ki SEVGİLİ EŞİM! BOŞANMA DAVASINI DA AÇMIŞ BULUNUYORUM…” salondan aaa sesleri yükselir, uğultuyla beraber sesler giderek artar. Prenses yükselen seslere rağmen konuşmasına konuşmasına kaldığı yerden devam eder “Sakin olun ve beni dinleme devam edin. Bunun için buradasınız… Hayatımla ilgili yıllardır kafamı kurcalayan konuları artık sizin de öğrenmenizi istiyorum. Hikayemin başına dönecek olursak, ailem fakir olduğu için babamın marul alacak parası yokmuş, annem aşerdiği için marul çalmış ve üvey anneme yakalanmış. Hırsızlık suçundan ceza almamak için marullarla beni takas etmiş. İsmim ülkemizde yetişen ve babamın çaldığı o kıvırcık maruldan geliyor. Bu yüzden ben ömrüm boyunca bana her seslenildiğinde babamın yapmış olduğu hatayı anımsayacağım ve ailemden nasıl koparıldığımı hatırlayacağım. Soruyorum size kim bir marul adıyla yaşamak ister ki? Ya da başkasının işlemiş olduğu suçun bedelini ödemek ister? Benim için yazılmış olan kader bu ve benden bu kaderi, hayatı adına her ne diyeceksek artık bunu yaşamam bekleniyor. Aslına bakacak olursak ben kıvırcık bir marulum. Şaşkın şaşkın bakmayın, ülkenizin prensesi bir marul. Nasıl ki marul salataları süslüyorsa ben de kraliyet ailesinin sarayında süs bitkisi işlevi görüyorum. Ne kadar hoş öyle değil mi? Yaptığım şeylerin şımarıklık olduğunu düşünebilirsiniz. Prenses ama hala olgunlaşamamış diyebilirsiniz. Tabi ki bunları söylemek hakkınız ancak unutmayın ki prensiniz benimle evlenmeyi kafasına koyduğunda ben daha 14 yaşında bir çocuktum. Evliliğimiz hakkında yazılar yazdığınızda, haberler yaptığınızda genç prens kendine yakışır olgunlukta bir prenses ibaresini kuruyordunuz ancak hiçbiriniz prensesin yaşından bahsetmediniz. Bir çocukla evlenmenin yanlışlığını da anlatmadınız. Hiç birinizin sesi çıkmadı çünkü karşınızda ki kişi koca ülkenin tek varisiydi. Hepiniz korktunuz. Bunu inkar edemezsiniz. Basın açıklamasından sonra hepinizin vicdanınızla baş başa kalmasını diliyorum. Ülkemizde yanlış giden düzeni sorgulamanızı ve reşit bile olmadan evlendirilen kızları görmenizi istiyorum. Beni görmediniz çünkü benim hikayem hepinize romantik geldi gözlerinizi gerçeklere kapattınız. Ancak ülkemizin diğer Rapunzelleri için gözlerinizi, kulaklarınızı açmanızı istiyorum. Bu basın olarak bana olan borcunuz. Ülkemizde ki tüm kızlara olan borcunuzu ödemenizi istiyorum. Belki elinizi bu kez taşın altına koyacak cesareti kendinizde bulabilirsiniz. Beni ve hikayemi dinlediğiniz ve bana zaman ayırdığınız için hepinize teşekkür ederim. Şimdi izniniz olursa ben hayatıma 14 yaşında kaldığım yerden devam etmeye ve bu kez saçlarımı kendim için uzatmaya gidiyorum. Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.”

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. Oksal Onursal adlı kullanıcının avatarı Oksal Onursal dedi ki:

    Genç Kızların Hayalleri ve Yanlış Düzenin Gölgesi

    Toplumun kadim yanlışlarından biri, genç kızları küçük yaşta evlendirerek onların hayallerini, eğitimini ve geleceğini hiçe saymaktır. Bu, yalnızca bireysel bir trajedi değil, toplumun genel ilerleyişine de vurulmuş bir darbedir. Zira bir milletin gücü, kadınlarının bilinçlenmesi, özgürleşmesi ve eğitim almasıyla doğru orantılıdır.

    Genç yaşta evlendirilen kızlar, çoğu zaman kendi hayatları üzerinde karar verme hakkından mahrum bırakılır. Onların çocuklukları, gençlikleri ve özgürce seçim yapma hakları ellerinden alınır. Oysa ki bir insan, hayatını şekillendirecek büyük kararlara hazır olabilmesi için belli bir olgunluğa erişmelidir. Evlenmek, sadece iki insanın bir araya gelmesi değil, sorumlulukların, duyguların ve hayatın ortak bir şekilde inşa edilmesi sürecidir. Zorlama ile yapılan bir evlilik, bir yuvadan çok bir esaret haline dönüşebilir.

    Düzen dediğimiz yapı, bireyin mutluluğunu ve gelişimini desteklemek için var olmalıdır. Ancak ne yazık ki pek çok toplumsal gelenek, bireyleri kalıplara sıkıştırarak onların öz benliklerini hiçe saymaktadır. Genç yaşta evlendirilen kızlar, eğitim hakkından yoksun bırakılır, ekonomik bağımsızlıkları ellerinden alınır ve bir başkasının hayatına bağımlı hale getirilir. Bu durum, nesiller boyunca süren bir döngüye dönüşerek, kadının toplumdaki yerini zayıflatır.

    Gerçek bir değişim, farkındalıkla başlar. Anne-babalar çocuklarının sadece biyolojik varlıklar olmadığını, onların ruhlarının da beslenmesi gerektiğini anlamalıdır. Bir kız çocuğunun en büyük hakkı, hayallerini gerçekleştirebilmek, eğitimini tamamlayabilmek ve kendi yolunu çizebilmektir. Toplum olarak, onları destekleyen, güçlendiren bir yapı inşa etmeliyiz. Çünkü özgür ve bilinçli kadınlar, güçlü bir toplumun temel taşlarıdır.

    Genç kızları erken yaşta evlendirerek onların hayatını şekillendirmek yerine, onlara kendi kararlarını alabilecekleri bir dünya sunmalıyız. Çünkü gerçek mutluluk ve huzur, dayatmalarla değil, bireyin kendi tercihiyle şekillenir. Adil ve bilinçli bir toplum için, önce bireyin iradesine saygı duymayı öğrenmeliyiz.

    Beğen

Yorum bırakın