KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Kırmızı başlıklı kız (K.B.K.) babasının yeni aldığı tabletle oyun oynarken, yanında bulunan akıllı telefonu çalmaya başlamış. Küçük kız tableti oflayarak kenara bırakmış ve telefonu açmış annesi “ bu gün büyük annenin evine gideceksin unutma sakın. Hazırladığım sepet mutfakta her zaman ki yerinde duruyor.” Demiş. K.B.K. “ tamam “ demiş. Annesi telefonu  tam kapatacakken “ bu arada koyduğumuz kuralı unutma tablette sadece bir saat oynayacaksın” demiş. K.B.K “biliyorum tamam” deyip telefonu annesinin suratına kapatmış. Sanki karşında biri varmış gibi “ Kaç yaşıma geldim hala tablette oyun oynamama karışıyorlar” diye söylene söylene odasına gitmiş. Gardırobunu açmış içinden nefret ettiği kırmızı başlıklı paltoyu çıkarıp giymiş ve aynanın karşısına geçmiş. “ Şu iğrenç paltodan bir türlü kurtulamadım arkadaşlarım gucciden, zaradan giyiniyor ben hala annemin indirimden aldığı şeyleri giyiniyorum”  demiş ayaklarını sürüye sürüye mutfağa gidip annesinin hazırladığı sepeti almış. Dış kapıya yönelmiş ayakkabılıktan ayakkabılarını almış giyinmiş bağcıklarını bağlarken birden doğrulmuş ellerini beline koymuş “ Ne alaka şimdi, ben niye gidiyorum o yaşlı kadının yanına? Neden hep ben gönderiliyorum ? Sanki benim annem! Bir kere de onlar gitse ne olur? Hadi onu da geçtim dışarıdan yemek söylesin. Sözde yaşlı, hasta ama maşallahı var, sabahtan akşama telefonu elinden düşmüyor. Hep nette, hep nette” küçük kız düşüncelerini bir çırpıda söyleyip rahatlamış ellerini belinden indirip, kapıyı açmış ve evden çıkmış. Bir elinde yemek sepeti, bir elinde son model telefonu asansöre yönelmiş bir de ne görsün, koca apartmanın asansörü yine çalışmıyormuş. Kız çıldırmamak için kendini zor tutmuş derin bir nefes alıp cebinden kulaklığını çıkarıp takmış. Her zaman ki kullandığı müzik uygulamasından en sevdiği müziği açarak, beşinci katından aşağıya merdivenleri birer ikişer inmeye başlamış. Küçük kızın en mutlu olduğu zaman müzik dinlediği zamanlarmış. Mutlu mutlu merdivenlerin hepsini inmiş ve tam apartmandan çıkacakken apartman görevlisiyle karşılaşmış, kulaklığının tekini çıkarıp “ Şu asansörü yaptırın artık, kaçıncı kattan indim, sizin keyfinizi mi bekleyeceğiz? “ demiş ve kulaklığını tekrar takıp görevlinin konuşmasına fırsat vermeden hızla apartmandan çıkıp gitmiş. Görevli ardından sadece bakmakla yetinmiş. Küçük kız kendini müziğin ritmine kaptırmış yürümeye devam etmiş.

Önce lüks siteleri geçmiş, lüks sitelerin yerini müstakil evler, kirli sokaklar almış küçük kız içinden “ şuraların haline bak, kimse de rahatsız olmuyor. Bu semtte belediye yok mu? Her yer çöp içinde her geçtiğim yer daha da kötü durumda” diye düşünürken arkasından, genç biri yaklaşıp telefonunu cebinden alıp koşmaya başlamış. Küçük kız neye uğradığını şaşırmış ve olanca gücüyle bağırmaya başlamış “ imdat polis, imdaattt, telefonumu çaldılar imdat!!!” Bu sırada mahalle arasında dolaşan mahalle bekçileri sesi duymuş ve sesin geldiği yöne doğru koşmaya başlamış. Kız bekçileri görünce eliyle gencin kaçtığı yönü göstererek “ bu tarafa gitti çabuk olun “ demiş. Bekçiler zaman kaybetmeden küçük kızın gösterdiği yöne doğru koşmuş. Küçük kız çaresizde kaldırıma oturmuş ve bekçilerin gelmesini beklemiş. Belirli bir zaman sonra bekçiler kızın yanına koşar adımlarla geri gelmiş.

ÇİZİM İÇİN ÜSTÜN YETENEKLİ KENDİM TEŞEKKÜR EDERİM.

Diğerinden biraz daha iri olan nefes nefese “ al bakalım telefonun burada” diyerek telefonu kıza uzatmış. Kız telefonu bekçiden almış ve “eee hırsız nerede” demiş. Diğer bekçi de aynı şekilde nefes nefese “ yakalamaya çalıştık ama çok hızlıydı, yakalayamadık. Şanslısın telefonunu düşürdü de o şekilde alabildik” demiş. İri olan arkadaşını dürtmüş sus diye. Küçük kız burun kıvırarak “ söyledikleri doğruymuş” demiş. İri olan “ kimin söylediği, ne söylediler ki? “ demiş. Kız “ sizin o kadar da becerikli olmadığınız konuşuluyordu. Bekçiler birbirine bakmış öfkeleri gözlerinden okunuyormuş biraz daha kısa ve sıska olan ellerini beline koymuş “ ne demek beceriksiz. Kim söyledi bunu? Kim söylemişse yalan söylemiş. Biz boşa mahalle muhafızları diye anılmıyoruz” demiş ve küçük kızın üstüne doğru yürümeye başlamış. İri olan bekçi elini arkadaşının omzuna koymuş “ devrem hadi gidelim küçük çocuk, neyin ne olduğunu nereden bilecek? Bu kadar sinirlenmeye değmez “ demiş ve arkadaşını uzaklaştırmış. Bekçiler geldikleri yöne gitmişler. Kız arkalarından “ mahalle muhafızı ne? Yok, oldu olacak yeniçeri askeri desinler” diye dalga geçmiş ve yoluna devam etmiş.

Kırmızı başlıklı kız az gitmiş, uz gitmiş, dere, tepe düz gitmiş ve en sevmediği yer olan belediyenin vatandaşlar piknik yapsın diye ağaçlandırdığı piknik alanına gelmiş. İstemsizce küçük ormancıkta yürümeye başlamış. Her yerde pikniğe gidenlerin bıraktığı çöpler, plastik atıklar bulunuyormuş. Bunlar yetmezmiş gibi çiçeklerin, ağaçların yeşilin kokusu olması gerekirken, çöplerin kokusu göğe yükseliyormuş. Küçük kız adımlarını iyice hızlandırmış gördüğü manzaraya katlanamıyormuş. O sırada telefonu uyarı vermiş, cebinden çıkarıp baktığında telefonun şarjının bitmek üzere olduğunu görmüş, hemen elinde ki yemek sepetini yere bırakarak sırt çantasını çıkarmış ve karıştırmaya başlamış ama taşınabilir şarj cihazını evde unuttuğunu fark etmiş. O sırada telefonu yeniden uyarı vermiş ve kapanmış. Kız telefonu da çantasına atmış, çantanın fermuarını kapatmış, sırtına takıp yerden yemek sepetini almış ve yoluna devam etmiş.

KURT BİR BACAĞINA EPİLASYON YAPTIRMIŞ OLMALI

Ağaçlar gittikçe sıklaşmaya başlamış derken ağaçların arkasından kızın karşısına bir kurt çıkmış. Küçük kız birden irkilmiş ve “ off kurt sen miydin? Korkuttun beni “ demiş. Kurt “ Evet benim. Nereye gidiyorsun?”. Kız “ şaka mı yapıyorsun? Biliyorsun ya nereye gittiğimi.”  Demiş. Kurt ellerini arkasında birleştirip küçük çocuk gibi bir oyana bir buyana sallanarak “ ‘yoo nerden bileyim’ demiş. Küçük kız ‘büyükannemin evine gidiyorum” demiş. Kurt “ o sepette ne var peki?” diye sormuş. Küçük kız “ aman kurt bıktırdın ya. Zaten benden önce gitmeyecek misin büyükannenim evine orada görürsün. Sürpriz olur.” Kurt dudak bükerek “ ama yaşlandım artık hızlı yürüyemiyorum, benden önce gidersen ne olacak?” demiş. Kız “ tamam ben yavaş giderim sen benden önce gitmiş olursun. Ama bu kez büyükannenin kollarını bağlama.” Kurt “ büyükanne her seferinde sorun çıkarıyor ne yapayım. Kaçmasın diye bağlıyorum” demiş. Küçük kız “ hadi kurt biran önce gidelim hava soğumaya başladı” demiş. Kurt başıyla onaylamış ve hızlı adımlarla büyükannenin evinin yolunu tutmuş. Kırmızı başlıklı kızda kurdun arkasından yavaş adımlarla büyükannenin evine gitmiş.

Önce camdan içeriyi kontrol etmiş kurt her zaman ki gibi büyükannenin yatağında yatıyormuş. Kız kapıya yönelmiş ve kapıyı çalmış. İçeriden kaba bir ses” kapı açık gelebilirsiniz!” demiş. Kız kahkaha atmamak için kendini zor tutmuş ve içeri girmiş. Kurt yine aynı ses tonuyla “ sen mi geldin yavrum? Gel yanıma, yaklaş otur “ demiş. Küçük kız “ kurt bari ses taklidi yapma, yapamıyorsun yakışmıyor” diye gülmüş. Kurt “ torunum biraz üşütmüşüm de sesim o yüzden böyle çıkıyor” demiş. Küçük kız “ kızmaya başlıyorum ama kurt dalga mı geçiyorsun benimle?” Kurt omuz silkmiş “ hadi sorsana!” kız “ ne sorayım ? kurt “ gözlerimi sorsana” küçük kız dalga geçerek “ nesi var gözlerinin, doktor kontrolüne gitmedin mi?” kurt ağlamaklı bir şekilde “ dalga geçme ya, niye büyük diye sor!” kız istemsizce “ senin gözlerin neden bu kadar büyük ?” kurt hevesle “ seni daha iyi görebilmek için” kız “ hadi gönlün oldu mu? Çık artık şu yataktan. Büyükanne nerede?” Kurt “ yine banyoya kaçıp saklandı” Küçük kız “ şu kadını korkutmak yerine benimle beraber gelsen olmaz mı sanki ? şimdi onu çıkarmak için uğraşacağız” demiş. Kurt heyecanla yattığı yatakta doğrulup “ merak etme nasıl çıkaracağımızı biliyorum” demiş ve yatağın yanında bulunan küçük masaya uzanmış. Masanın üzerinde içinde takma dişler bulunan bir bardak ve bardağın yanında da televizyon kumandası varmış. Kurt dişleri görünce tiksintiyle bakmış, hemen kumandayı alıp televizyonu açmış. Büyük annenin her zaman izlediği kadın programını açıp, sesi de sonuna kadar yükseltmiş. Büyük anne sesi duyar duymaz banyodan çıkmış ve televizyonun karşısında bulunan koltuğa oturmuş. O sırada küçük torununu fark etmiş” sende mi geldin? Biraz geciktin. Çok acıktım sofrayı hazırla “ demiş. Küçük kız sofrayı hazırlamak için gitmiş. O sırada kurtta yataktan çıkıp yaşlı kadının yanına oturmuş. İkisi de hipnotize olmuş gibi televizyon izliyormuş.  Küçük kız “ hadi koca bebekler sofra hazır. Sonra izlemeye devam edersiniz” demiş. Kurt büyük annenin elinden tutup sofraya gelmesine yardım etmiş. Sandalyesine oturtup, karşına da kendi oturmuş. Yüzünde tebessümle “ Büyük anne bir şey soracağım, elimi tutup sofraya geliyorsun ama ilk gördüğünde neden korkuyorsun?” demiş. Yaşlı kadın gülmüş ve “ ee sende benim toruna zorla hep aynı soruları sorduruyorsun “ demiş. Kurt “ alışkanlık “ deyip omuz silkmiş yaşlı kadın da aynı şekilde “ bende ki de alışkanlık” demiş. Kurt ve büyük anne birbirlerine bakıp gülmeye başlamış. Küçük kız da onlarla birlikte gülmüş, evin dışına bol kahkaha sesleri yükselmiş. Küçük kız büyük annenin evine gelmemek için huysuzluk yapsa da aslında büyük annenin evinde geçirdiği zamanın ne kadar güzel, değerli olduğunu bir kez daha anlamış ve bu anın tadını çıkarmış.

SON

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Uzunbey(apo) adlı kullanıcının avatarı Uzunbey(apo) dedi ki:

    Hikayenin günümüze bu kadar güzel uyarlanması hoş olmuş. Daha iyi özetlenemezdi herhalde. Mükemmel bir yazı devamını bekliyorum. 🙂

    Liked by 1 kişi

    1. Mervecee adlı kullanıcının avatarı Mervecee dedi ki:

      Yorumunuz beni çok mutlu etti teşükkür ederim 😊

      Beğen

Yorum bırakın