SNAPCHAT BENİM IŞILTILI DÜNYAM..

SNAPCHAT BENİM IŞILTILI DÜNYAM..

Size bir masal anlatmaya geldim.

                               Bir varmış beş yokmuş. Merve adında bir kız varmış. Sosyal medyayı pek kullanmayan daha doğrusu sosyal medyadan pek anlamayan kendi halinde bir kızmış. Snapchat adında bir uygulama varmış ve neredeyse tedavülden kalmak üzereymiş ama o yeni keşfetmiş. Böylelikle Merve için yeni bir dünyanın kapıları açılmış. Aslında bu dünyada Snapcat’tin hızlı kovboyları zaten at koşturuyormuş Merve’de ise sadece küçük sevimli bir eşek varmış ve küçük eşeğiyle onları takip ediyormuş. Onlara ulaşmak için çok çabalamış. O hızlandıkça kovboylar atlarını daha da hızlandırıyormuş derken karşılarına koca bir çöl çıkmış ve kovboylar çölde birden kaybolmuş ya da Merve’ye öyle gelmiş. Merve de hiç düşünmeden atlıların arkasından kendini çöle atıvermiş. Birde ne görsün çölün her yerinde snapcat efektleriyle dolu fotoğraflar varmış. Her yer rengarenk,  ışıltılıymış. Merve’nin gözleri kamaşmış ileride onu bekleyen tehlikeyi fark edememiş, küçük eşeğiyle yoluna devam etmiş. Fotoğraflar gökyüzünden sarkan iplerle asılıymış, kocaman tablolarda insanlar şekilden şekle girerek fotoğraflar çekilmiş. Merve baktıkça hayrete düşüyormuş. Küçük eşek bile fotoğraflara hayretle bakıyormuş. İkisi de fotoğrafların cazibesiyle büyülenmiş gibi ilerlemeye devam etmiş ve  çölün orasında bulunan göle düşmüş. Göl timsahlarla doluymuş ama hiçbiri göle bir eşekle bir kızın düştüğünü fark etmemiş. Zaten gölde suyla değil cep telefonu ve fotoğraf makinesiyle doluymuş. Bu durum Merve ve küçük eşeğe gölde ki timsahlardan daha şaşırtıcı gelmiş. Onlar bu şaşkınlığı yaşarken timsahlar göle bir kızın düştüğünü fark etmemiş bile. Çünkü hepsinin elinde cep telefonu varmış ve onlarda fotoğraf çekiliyormuş timsahların dünyasında da  snapchat çok yaygınmış. Hatta o kadar yaygınmış ki, timsahlar kendi aralarında bir yarışma düzenliyormuş işte bu yüzden gözlerini telefonlardan ayırmadan fotoğraf çekiliyormuş. Yarışma sadece efekt yarışması da değilmiş kimin daha sivri dişlere sahip olduğunu belirlemeye çalışıyorlarmış. Hepsi bu yarışmanın heyecanıyla ağızlarını kocaman açmış fotoğraf çekilirken içlerinden biri duraksamış ve içinden

” Biz yarışma düzenliyoruz iyi güzel de birinciye ne ödül vereceğiz” demiş. O sırada kafasını Merve’nin ve küçük eşeğin olduğu noktaya yöneltmiş ve ikisini de görmüş. Birden şaşırmış bunlar da kim diye ama şaşkınlığı hemen geçmiş, sonra sivri dişlerinde sinsi bir gülümseme belirmiş. Ve arkadaşlarına dönerek “heyy gençler bakın misafirlerimiz var” demiş. Merve paniklemiş ve eşeği bırakarak gölden çıkmak için uğraşmış ama cep telefonlarının içinde ayakları hareket edemiyormuş derken, pis pis sırıtan Kübra isimli şişko timsah Merve’nin kollarından yakalamış ve Merve’nin kulağına fısıldamış “ sakin ol küçük kız, sana burada kimse bir şey yapmaz, tabi ben hariç” demiş ve yüzünde yine o sinsice gülümseme belirmiş. Tüm timsahlar Merve’ye ve şişko timsaha bakıyormuş o sırada şişko timsah kalabalığa seslenmiş “ beni dinleyin şimdi. Biz günlerdir yarışma için uğraşıyor fotoğraf çekiliyoruz ama ödülü belirlemedik, bence bizim ödülümüz bu kız olsun. Onunla güzel bir ziyafet çekelim” demiş. O sırada vefalı eşek Merve’yi kurtarmak için hamle yapmış ama onun neredeyse iki katı olan timsahlar ayaklarından tuttukları gibi onu gölün dışında bir yere fırlatmış. Uzaklardan minik eşeğin acı sesi duyulmuş ve bir anda da ses kesilmiş. Merve kendi durumuna mı üzülsün yoksa dostunun başına gelene mi üzülsün bilememiş. Timsahlar hemen ödülün rehavetine kapılmışlar ve daha çok fotoğraf çekilmeye başlamışlar. Çekildikçe çekiliyorlarmış ve snapta paylaşıyorlarmış. Hatta bir uygulamayla da yetinmeyip başka uygulamalardan da paylaşmışlar. Gölde başlayan yarışma böylelikle dünyanın dört tarafına yayılmış, herkes en havalı ve dişlerinin sivri gözüktüğü fotoğrafı çekilip uygulamada paylaşıyormuş. Merve onların iştahını gördükçe paniğe kapılmış ve şişko timsahtan kurtulmak için hamle yapmış koca timsahın derisine dişlerini geçirmiş. Dişlerini sıktıkça sıkmış ama şişko timsah kahkahaya boğulmuş. Onun kahkaha sesiyle diğer timsahlarda onlara dönmüş şişko timsah kolunu havaya kaldırınca Merve dişleriyle asılı kalmış. Şişko timsah Kübra Merve’yi işaret ederek ” Ne yapıyor bu cılız şey benim canımı yakacağını sanıyor heralde” demiş Merve’yi iteklemiş düşürmüş, alaycı  konuşmasına devam etmiş ” bunu sen istedin. Birinciyi sen belirleyeceksin! ” demiş. Aslında kurnaz timsahın planı farklıymış Merve’yi korkuttuğu için onu seçeceğini düşünmüş ve eline telefonu tutuşturmuş “ hadi bak şu fotoğraflara da birinciyi seç. Günlerdir zaten fotoğraf paylaşıyoruz yeter bu kadar” demiş. Merve çaresizce fotoğraflara bakmaya başlamış. Kimi amuda kalkıp dişlerini göstermiş, kimi ağaca çıkıp dişlerini göstermiş hepsi birbirinden ilginçmiş ama Merve’nin en çok dikkatini çeken fotoğraf boğaz köprüsünden kuyruğuyla tutunarak sarkan ve kocaman sivri dişlerini gösteren timsah olmuş. Hepsi de birbirinden korkunç gözüküyormuş. Hangisini seçse sonuç aynı olacakmış. Dişlerinin arasında kemikleri kürdan gibi kırılacak ve bir lokmada yutulacakmış. İçinden “Snapchat’te çekilen fotoğraflar ışıltılı ve güzel çıkarken bu koca dişli timsahlar nasıl bu kadar korkutucu çıkıyor. Efektler neden işe yaramıyor”  diye geçirmiş. Sonra da böyle bir tehlikenin arasında böyle şeyleri nasıl düşündüğünü merak etmiş. Yaşadığı anlık beyin fırtınasını şişko timsah Kübra’nın iç ürperten sesi noktalamış “hadi seçemedin mi? hepimiz senin bekliyoruz” demiş. Merve iyice korkmuş ve ölüm korkusunu iliklerine kadar hissetmiş. Daha fazla dayanamamış ve ağlamaya başlamış. Merve ağladıkça gözlerinden damlacıklar yerine minik minik yıldız parçacıkları dökülüyormuş. Tüm timsahlar hayretle olanları izlemiş. Snapchatta bulunan bütün efektler, renkler,  ışıltı gözlerinden boşalıyormuş. Şişko timsah Kübra “ kes sesini ağlamayı bırak ve seç atık. Herkesin karnı aç seni bekliyoruz” demiş. Merve timsahın korkunç sesiyle birden irkilmiş ve ağlaması bıçak gibi kesilmiş. Çaresizce birinciyi belirlemiş ve telefonu timsaha uzatmış. Birinci snapchat kulanmayı pek beceremeyen efekt bile kullanamayan hatta dişleri sivri olmayan, dişlerinin sivri olmamasının yanında ön dişleri dökülmüş yaşlı bir timsahmış. Timsahlar sonuçtan hiç memnun olmamış “ nasıl olurda bu yaşlı timsah birinci olur” diye homurdanmaya başlamış. Homurdanmalar artınca şişko timsah bağırmış “ kesin sesinizi birinci belirlendi ve değişmeyecek, biz istedik onun seçmesini o da seçti. Şimdi siz ikiniz, heyyy tıfıllar size diyorum” arkalarda olan iki genç timsahı eliyle gösterip “evet evet siz ikiniz, alın bu kızı ve götürüp gölün dışında ki ağaca bağlayın. Yarın gün doğumuyla beraber, ziyafet kutlaması yapacağız” demiş ve Merve’yi timsahların ayakları önüne atmış. Cılız timsahlar kalabalığı yararak Merve’nin bulunduğu yere gelmiş, kızı kollarından sürükleyerek gölden çıkarıp ağaca bağlamış ve göle dönüp fotoğraf çekilmeye devam etmişler. Yalnız kalan Merve çaresizce nasıl kurtulacağını düşünmeye başlamış. Ellerinde ki bağı çözmeye çalışmış ama bir türlü başaramamış. Hareket ettikçe bağ iyice ellerini sıkmış, ipler ellerini acıtınca uğraşmaktan vazgeçmiş ve kafasını ağaca dayamış gözlerini kapamış.

                  Merve için her şey kötüye giderken hava tam aksine o kadar güzelmiş ki varmış ki hafif bir rüzgar esiyormuş. Esinti bağlı olduğu ağacın dallarını sallıyormuş ve dallar sallandıkça garip bir gürültü oluşmaya başlamış. Gürültünün şiddeti artınca Merve’nin dikkatini çekmiş ve kafasını yukarıya kaldırmış. Ağaç dallarında meyve yerine son model çek telefonları varmış. Merve “ keşke telefonların biri bende olsaydı yardım isterdim ve kurtulurdum” diye sesli düşünmüş. Çaresizce iç çekmiş, bir gölde ki timsahlara bir yukarıda ki telefonlara bakmış. Tam o sırada hafif bir ışık gözüne yansımış. Işığın geldiği noktaya kafasını çevirdiğinde ileride bulunan bir kayanın arkasında bulunan bir sincap fark etmiş. Sincap elinde fotoğraf makinesiyle fotoğraflarını çekiyormuş. Kısık sesle “ heyy sincap bana yardım et” demiş. Sincap elini kolunu sallayarak bir şeyler anlatmış ama Merve bunu anlayamamış ve “ sana diyorum gelip ellerimi çözer misin?” sincap dayanamamış ve elinde ki fotoğraf makinesini çantasına koyarak hızlı ve çevik hareketlerle Merve’nin yanına gelmiş. Yeniden çantasından makinesini çıkarıp farklı açılardan fotoğraf çekimine devam etmiş. Merve “ Napıyorsun sen? Ellerimi çözsene. Neden fotoğraflarımı çekiyorsun? “demiş. Sincap cebinden bir kart çıkarıp Merve’nin kucağını bırakmış “ merhaba benim adım Doğan. Bu çölün fotoğrafçı ve gazetecisiyim. Şuan senin durumun benim için harika bir haber ve olaylara müdahale edemem üzgünüm” demiş. Merve “bu kadar acımasız olamazsın lütfen bana yardım et.” Sincap Doğan, Merve’nin son söylediği cümleyi duymazlıktan gelerek “ üzgünüm haberi baskıya yetiştirmem lazım” demiş. Makinesini sırt çantasına koymuş ve geldiği gibi,  hızlı ve çevik adımlarla geldiği yönde hızla gözlerden kaybolmuş. Merve arkasından seslense de sesini duyuramamış duyursa da pek işe yaramayacağını anlamış. Derin bir nefes almış kafasını göle çevirmiş ve korkunç timsahların hala aynı iştah ve şevkle fotoğraf çekildiğini görmüş. Midesinde garip bir bulantı hissetmiş gözlerini kapatmış. Artık timsahları görmüyor ama korkunç seslerini duymaya devam ediyormuş. “ En azından onları görmüyorum” diye kendini teselli etmiş. Sesler çok uzaktan gelmeye başlamış Merve baygınlık ve uyku arasında bir evreye geçmiş.

               Belirli bir zaman sonra büyük bir gürültüyle gözlerini açmış ve yanından kocaman bir kepçenin geçtiğini görmüş. Hala uyuduğunu ve rüya gördüğünü düşünerek gözlerini kapamış ve tekrar açmış ama değişen bir şey olmamış. Gerçekten yanından kocaman bir kepçe geçiyor ve kepçeyi de bir kuş kullanıyormuş. Hemen heyecana kapılmış ve bağırmaya başlamış “ heyy güvercin bana yardım eder misin?”  Güvercin “ ne istiyorsun benden” demiş. Merve duymadığını düşünerek “ Şu makinayı kapatır mısın? Ne dediğini duymuyorum “ demiş. Güvercin makinayı kapatmış “ Ne istiyorsun diyorum?” demiş. Merve’nin heyecanı gittikçe artıyormuş “ Duymuyor musun beni? Yardım istiyorum senden “ demiş. Güvercin “ Sana yardım edemem üzgünüm gitmem lazım. Oyalama beni çok işim var” demiş. Merve güvercinden de yardım alamayacağını anlayınca “ Bari telefonunu ver yardım çağırayım” demiş. Güvercin “ Ben telefon kullanmıyorum” demiş. Merve’nin gözleri şaşkınlıkla açılmış “ nasıl kullanmıyorsun? Hiç ihtiyaç duymuyor musun?” demiş. Güvercin “hayır, benim bulunduğum şantiye de kimse telefon kullanmıyor. Yasakladım hepsine, telefon olunca çalışanların performansı düşüyor. Ben biriyle konuşmak isteyince kanatlarımı kullanıyorum ve hemen konuşacağım kişinin yanına gidiyorum” demiş. Merve hayretle” demek uçabiliyorsun?” Güvercin kahkahasına engel olamamış ve “ görmüyor musun ben bir kuşum ve istediğimde özgürce uçabiliyorum ”demiş. Merve “ Peki neden bu kepçeyle dolaşıyorsun” demiş. Güvercin gülümsemiş “ Şantiye de çalışıyorum dedim ama mesleğimi söylemedim haklisin.  Ben bu çölün inşaat mühendisiyim ve kumdan kaleler yapıyorum, şimdi de şantiyeme gidiyordum sen beni durdurdun” demiş. Merve “ zormuş işin. Peki adın ne güvercin” demiş. Güvercin “ Benim adım Ruken evet işimde baya zor, anlatsam da pek anlayamazsın, bizim iş çok pahalı bir bilsen çimentonun kilosunu kaçtan veriyorlar” Merve Ruken’in söylediklerine baya şaşırmış kolları bağlı yardım isterken birden çimentonun kilosundan konuşan biriyle denk geldiği için giderek şaşkınlığı artıyormuş. Güvercin “Neyse benim gitmem lazım “ demiş ve kepçesini çalıştırmış. Merve son kez şansını denemek istemiş “ Ruken lütfen beni de al yanına yoksa beni yiyecek bu aç timsahlar” Güvencin “ keşke sana yardım edebilsem ama edemem. O timsahlarla bi kaç ay sonra iş yapmaya başlayacağız. Site yaptıracaklar, sözleşmeyi iptal ederler. Bir sürü sorumluluğumda çalışan insan var, onların ekmeğiyle oynayamam” demiş. Merve de güvercin Ruken’e hak vermiş “ peki güvercin kendine iyi bak o zaman “ demiş. Güvercin de kepçesinden Merve’yi başıyla selamlayarak gözden kaybolmuş.

              Zaman ilerledikçe Merve’nin korkusu da artmaya devam ediyormuş. Hava kararmaya başlamış ve ay gökyüzünde yerini almış. Merve dikkatle ayı seyretmeye başlamış. Önce hayal gördüğünü düşünmüş ama dikkatlice bakınca ayın elinde son model bir telefon olduğunu görmüş. İnsanlar ayın fotoğrafını çekip paylaşırken ay da insanların, dünyanın fotoğrafını çekip hesabında paylışıyormuş. Merve ağzı açık şekilde aya bakarken, ay Merve’ye el sallamış, gülümsemiş ve fotoğrafını çekip onu da paylaşmış. Merve çaresizce omuzlarını düşürmüş bulunduğu yerde ki kumları ayaklarıyla sağa sola savurmaya başlamış. Ay bile çıldırmış olmalı diye düşünmüş. Tek yapabildiği şeyi yapmış ve yeniden gözlerini kapatmış. Uykuya geçmeye çalışırken aklına birinci diye seçtiği timsah gelmiş, kendini bir lokmada yuttuğunu hayal etmiş. Kocaman sulu ağzından ilerleyip pis kokulu midesine gittiğini düşününce tiksintiyle gözlerini açmış. O sırada kendi midesinin guruldadığını fark etmiş “ Tam sırası demi Merve, yarın sabah bir timsahın midesinde olacaksın ama miden yemek düşünebiliyor. Vallahi helal olsun. Yemek yesen, açta ölmedi diyecekler” kendi kendine kavga ettikten sonra rahatlamış. Uyuyamayacağını düşünse de gözlerini yeniden kapatmış.

              Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte cılız timsahlar Merve’nin bulunduğu ağacın altına gelmiş. Uyuyan Merve’nin yüzüne o kadar yaklaşmışlar ki timsahların nefesini yüzünde hisseden Merve, birden uyanmış ve korkuyla geri çekilmeye çalışmış. Merve birden geriye gitmeye çalışınca cılız timsahlarda korkup geri çekilmiş. Biri diğerine “ Bak uyandırdın işte biraz daha uyusaydı” demiş. Diğeri “ Oğlum ne uyuması şişko timsah Kübra bizi bekliyor” demiş ve Merve’nin ellerini çözmüş. Merve tam ayağa kalkacakken “ hiç kalkmana gerek yok o işi biz haledeceğiz” diyerek kızın ayaklarından tuttukları gibi kızı göle sürüklemiş. Gölün tam ortasında kocaman bir servis tabağı duruyormuş. Cılız timsahlar tabağın tam ortasına Merve bırakmışlar. Yaşlı timsah beyaz önlüğünü boynuna takmış ve tabağa yaklaşmış. Tam Merve’yi bir lokmada yutacakken, güneşli olan hava da birden bulutlar belirmiş, gök gürlemiş, şimşek bulutların arasından kendini göstermiş ve sağanak bir yağmur başlamış. Damlalar yere düştükçe garip bir şekilde insana dönüşüyormuş. Tüm timsahlar olanlar karşısında hayrete düşmüş, şaşkınlıkla gökyüzünden gelen insanların ne yaptığına anlam vermeye çalışıyormuş. Bir yandan da gölden hızla kaçmak için uğraşıyormuş. Ancak insana dönüşen yağmur damlaları çıkmaya çalışan timsahları yakalayıp gölün ortasına toplamış. Olan bitene Merve de anlam verememiş ne olduğunu anlamaya çalışırken Merve’nin bulunduğu tabağa şişko timsah Kübra hamle yapmış ve Merve’nin bacağından yakalamış kendine doğru çekmiş, tam bir lokmada yutacakken insanlar onu da yakalayıp diğer timsahların yanına götürmüş. İnsanlar Merve’yi aç gözlü timsahların elinden kurtarmış. Timsahların cep telefonları toplanmış ve ceza olarak bir moda haftasında tanıtılmak üzere tasarlanmış, bir dergide yayımlanan timsah derili çantaların olduğu bölüm okutulmuş.

-SON-

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Emre adlı kullanıcının avatarı Emre dedi ki:

    MÜKKEMMEL ÇOK BEĞENDİM MERVE DEVAMI KESİNLİKLE GELMELİ 😁👍🎥

    Beğen

    1. Mervecee adlı kullanıcının avatarı Merveceee dedi ki:

      Teşekkür ederim. Bu hikaye için son gerçekleşti ama başkaları gelecek 😊

      Beğen

Merveceee için bir cevap yazın Cevabı iptal et