Unutmak Ne Büyük Nimet Aslında

Geçtiğimiz günlerde şöyle bir soruyla karşılaştım: “Şimdiye kadar sizin için en büyük hediye nedir?” Bu soru beni derin düşüncelere sevk etti. Bizler için en büyük hediye ne olabilir? Kendi adıma konuşmam gerekirse, şükrettiğim en büyük nimetlerden biri unutabilme yeteneğim. Hayatımda yaşadığım çalkantılı dönemleri, kişisel anlaşmazlıkları ya da içsel çatışmaları unutabilmek benim için büyük bir lüks.

İnsanız ve ister istemez bizi üzen, kıran olaylara maruz kalıyoruz. Bu olayları içselleştirmeden, sadece içimizde çözmeye çalışmak ise oldukça zor. Zaman zaman kırgınlıklarımızı bilinçaltımıza hapsediyoruz. Ne kadar uğraşsak da bazı duygularla baş edemiyoruz. Bu noktada öncelikle affetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Eğer affedemiyorsak, unutmayı öğrenmeliyiz. Çünkü bizi üzen, kıran anıları sürekli hatırlamanın bize bir faydası olmayacak. Yaşanmış olan yaşanmıştır, olan olmuştur. Geriye dönüp değiştiremeyeceğimiz olayları zihnimizde tekrar tekrar yaşamak sadece kendimize zarar vermek olur.

Mutlu olabilmek için, bence, bir nebze de olsa unutabilme yetisine sahip olmamız gerekir. Düşünsenize, hafızamızın her detayı hatırladığını… Ne kadar yorucu bir durum olurdu bu. İyisiyle kötüsüyle her anıyı zihnimizde canlı tutmak, insanın ruh sağlığı için büyük bir yük olurdu. Böylesi bir hafızayla yaşamak neredeyse imkânsız gibi görünüyor.

Kısacası, unutmak sadece bir savunma mekanizması değil; aynı zamanda ruh sağlığımızı koruyan, bizi hayatta tutan bir nimet. Bu yüzden bazen affetmeyi, bazen de unutmayı seçmek; kendimiz için yapabileceğimiz en büyük iyilik olabilir.

Yorum bırakın